SİZLERDEN GELEN ŞİİRLER

Köyümüz web sitesinde yayınlanan şiirler izinsiz çoğaltılamaz ve satılamaz
(Şiir sahiplerinden izin alınız...)

ŞİİRLER

NOT: ALİ İHSAN ERDOĞAN tarafından kızı için yazılmış bir şiir… 

BABASI

Hoca talgun vermez kızım üzülür,

Kabire inerken abdest bozulur.

Ak cembere kara yazı yazılır,

Yüklettin göçünü gidersin

 

Mezarımı derin kazın dar olsun,

                                                       Kızım gidiyor kardeşleri sağolsun.                                                  

                     Dünyada gülmesin ahrette gülsün,              

     Yüklettin göçünü gidersin kızım

 

  Bahar geldi kızım güller açıldı,

Sali sübyanlara rahmet saçıldı.

Kızım için keten gömlek biçildi,

Yüklettin göçünü gidersin kızım…

 

KARDEŞİ

 

Dinleyin kardeşler benim sözümü,

                                                           Kanlı yaşlar kapattı iki gözümü.                                                                      

                                                           Kardeş acısı çürüttü özümü,                                                               

Terk ettin dünyayı gidersin kardeş…

                                                                      

Elinde tek şiş örerdin çorap,

Günahımız çoktur affeyle ya Rab!

Ecel şarabını içirdin felek,

Yüklettin göçünü gidersin felek…

 

Kardeşim dünyaya sende geldin mi,

Dünya tamahına sende erdin mi.

Felek çemberine sende indinmi,

Terk etmiş göçünü gidersin kardeş…

 

BABASI

 

Sabahleyin kalkar çorba pişirir,

İleri geri evi devşirir.

Bir bardak su verse el kavşurur,

Yüklettin göçünü gidersin kızım…

 

Kızım dünyaya sende geldin mi,

Dünya tamahına sende erdin mi.

Felek çemberinden sende indin mi,

Yüklettin göçünü gidersin kızım…

 

Evimizin önü bahçeye yakın,

Kaşına gözüne sürmeler çekin.

İnciyi boncuğu ahrette takın,

Yüklettin göçünü gidersin kızım…

                                                                      

Kızımdaki dert değil; alıcı imiş,

Gidenler ahrette kalıcı imiş.

O gül benzi solucu imiş,

Yükletin göçünü gidersin kızım…

 

Ankara İstanbul doktor koymadım,

Kızım için her şeyi fayda saymadım.

Doktor söyler kötü, yine duymadım,

Yüklettin göçünü gidersin kızım…

 

Evimizin önü bahçeye yakın,

Aşağı inme kendini sakın.

O siyah saçlara, sırmalar takın,

Yüklettin göçünü gidersin kızım…

 

Annesiz büyüttüm, sille vurmadım,

Derdi alıcı imiş, bende bilmedim.

Kızımın eline, bir gül vermedim,

Yüklettin göçünü gidersin kızım…

 

Kızım sabahleyin kalkar oturur,

Baba bir iş buyur, ben tutarım.

Kızımın durumundan bende korkarım,

Yüklettin göçünü gidersin kızım…

 

Kızım, bu dünya faniymiş bilmedim,

Acıları görmeden, bende ölmedim.

Felek yazısını, bende bilmedim,

Yüklettin göçünü gidersin kızım…

 

Baba, bende okur yazarım,

Tarlada adım adım gezerim.

Çektiğim dertlerden bende bezerim,

Yüklettin göçünü gidersin kızım…

 

YAZAN:

ALİ İHSAN ERDOĞAN (Lakabı:Ali İhsan ÇAVUŞ)

21/03/1982, Pazar günü 12 yaşında amansız bir hastalıktan vefat eden kızı Satı için yazmıştır.

 

BABAM
( İsmail Yakar’ a) 

Duygularımı Yükledim Hayallerime
Düş mü Gerçek mi,   Rüya mı
Hiç Ölmemiş Gibi Babam…
Sanki Hiç Olmamış Gibi Yaşadıklarım 

Neden Kendime Geldim Yaşadıklarımın Gerçeği
O Günü O Akşamı  O Geceyi
Dakika Dakika, Saniye Saniye
Geçirdiklerim. 

Çektiğim Acı  Izdırap 
Ağlamak İstiyorum, Ağlayamıyorum.
Üzülsem mi, Kahretsem mi
Nafile, Babamı Kaybettim 

Yarınlara Bakıyorum
Yanımda Yok
Destek Alacak, Nasihat Verecek
Babam, babam Yok Artık   

15 Ekim 2005 Cumartesi  Saat Gecenin ikisi
Ramazan Ayının 11’ inci Günü
Acı Acı Çalan Kapımın Zili
Annemin Acı Feryadı
Baban Diyor;  Başka Bir Şey Demiyor 

Koştum Hemen Acilen
Merdivenleri Hızla İndim
Evim O Kadar Uzakta Da Değil
Ben Deyim 10 Adım, Sen de 15 Adım 

Babam, Akşam Konuştuğum,
Sohbet Ettiğim
İftarı Birlikte Yaptığım
Babam;
Vefat Etmişti;

Ben Ne Yapacaktım?
Nasıl, Nasıl!
Kardeşlerime Haber Verecektim?
Bir Cesaretle Topladım Kendimi.

Bir  Bir Telefon Açtım;
Acı Haberi Vermek İçin,
Kardeşlerime, Akrabalarıma, köylülerime
Büyük Bir Koşturmaca telaş İçindeyim 

Bir İki Dakika İçerisinde
Kardeşlerim İbrahim Ve Yusuf  Geldi
Hemen 112 Acil Servise Haber Verdiler.
Ambulans 5 Dakika İçerisinde Geldi

Ama Nafile
45 -50 Dakika Uğraşmanın Sonunda
Doktorun Ağzından Çıkan Kelime
Başınız Sağ Olsun 

O Anda Bir Daha Yıkıldım
Belki Kurtulur
Tekrar Hayata Döner Diye Bekledim ama 
Artık Babam Yok O Öldü  

Babam  Çok İstiyordu
Doğduğu Köye Götürdük
Hep derdi  Şakayla Karışık
Beni Meşenin dibine Gömün  

O Artık Yok
Dualarım Seninle Babam
Sen Ölmedin,
Kalbimdesin
Seni Unutmayacağım                                       

          Ahmet Yakar      

 

ANNEM

Hani her anneler günü olunca
Sana hediyeler alır.
Sende sevinirdin.
Bende senin boynuna atlar.
Canım annem derdim.

Anne; Bugün anneler günü
Hediye aldım ama verecek
Kimsem yok anne;
Hani söz vermiştin.
Hiç ayrılmayacaktık.

Hani sen her gece
Gül kokunla, pembe geceliklerinle
Başımın ucuna gelir yanağıma
Bir buse kondururdun ya

Bu gece beni öpmeye gelmedin
Anne; Yanağıma bir buse kondurmadın anne
Anne seni kefene sarıp
Tabutun içine koyarken

Kalkıp ben ölmedim diye
Bağrı verecen sandım.
Bağırmadın annem
Ne olur kalk .

Ne olur kal gel anne,
Kalk ta gel, sensiz olmuyor
Geceleri gözlerime uyku girmiyor anne
Sabahın sensiz, bana hep gece annem.

Ne olur anne
Kalk gel, Kalk ta gel anne
Sesini son kez duyum
O gül kokunu bir kere daha koklayayım
ANNEM!!!

Büşra DADAK
(Mehmet DADAK' ın Kızı)

 

 

 

 

GÖNLÜMDEKİ GURBET

Dost ülkeler duman duman önümde
Dağların alnında gurbet yazılı
Göv göcekler firez oldu gönlümde
Çamların dalında gurbet yazılı

Ilgıt ılgıt yeller eser ovadan
Kuşlar tüm tedirgin kalkar yuvadan
Özümüz gövünür yanık havadan
Sazların telinde gurbet yazılı

Gene yanar oldu bağrımın başı,
Nasıl söner bu sevginin ateşi?
Oğuzlar soyunun savaş yoldaşı
Atların nalında gurbet yazılı

Bir canım olsa da yurt için versem
Ufka nakış nakış kanımı sersem
Kalk gardaş sılaya gidelim desem
Ötüken yolunda gurbet yazılı

Abdurrahim Karakoç

     
BİR ŞİİR

Ellerinden değil
Ayaklarından öpüyorum
sebebim ustam koca babam
sana yazıyorum hey gidi ihtiyar
Ellerinden değil
Ayaklarından öpüyorum
Köylüydün belki amma onurlu mamur
bilirdin birçok şeyi birçok bilenden
sıcaklar altında orak sallayan
güneşten kavrulan teni bilirdin
kendini bilirdin kendini
köylüydün belki amma
16 yaşındaydım
bir gün Türkiye tanıyacak diyordum beni
rençperiydim vahşi ve çılgın saplıkların
gülerdim benden ileri ve geri olanlara
dengesiydim her ikisinin
çocuksu saf mahsun gülerdim
birazda erkekçe
16 yaşındaydım
kırıldım belki defalarca bilki eğilmedim
utanmadım ruhuma çizilen resmin yırtılışından
bir gül dalıydım koparılan çelik bir kol
her fırsatta kasırgalaşan yellerinde
yerlerinde yeller esebilecek kadar büyümüştüm
kırıldım belki defalarca bilki eğilmedim
bu ezan hangi selaya çıkar baba
nefesim acıyor
sözlerim gözde kaldı artık kaşlarım sual
duymasın güzellerin gülican birazdan gideceğimi
birikmesin gözlerinde intahar yüklü bulutlar
bende yolculuk telaşı var bu ezan hangi selaya çıkar baba
vurgun yedim baba vurgun oltu taş tesbihim
tütün tabakam ve siyah çakmağım şahit
birde yüreğime çizdiğim resmin vardı yanımda
üç damla kan düştü geceye üç damla baldıran zer
vurgun yedim baba vurgun
ben böyle düşünmüyordum ölmeyi baba
altından azgın suların geççiği demir köprüde olacaktım
rakipte olacaktı ikimizin elinde iki ondörtlü ve gece
birbirimize sıkarak koşacaktık birbirimize
yıldızlar yağacaktı üzerime beni sabaha götüren
ben böyle düşünmüyordum ölmeyi baba
bir gece düşüme giren ihtiyar adam
murad olsun söyleyim oğul dedi
zafer nerde gizlidir dedim
ömrüne ömür can güzeli yüreğinde
peki güneş nerde saklanır dedim
yavuzun atının ak yelesindeki sır oldu dedi
bir gece düşüme giren ihtiyar adam
burda insanların yalnız ağzı var
siyah beyaz bir fotoğrafın içindeyim muzdarip
düşüncelerim kurşuna dizildi sabaha karşı
ESSELATU HAYRULMUNEUV derken ezanlar
açıldı sonsuza giden yol
burda insanların yalnız ağzı var
ne açtı yüreğini güzellerin gülican nede beyaz atın yelesindeki sırra erdim
ve buyur eyledi ötelerden o ihtiyar adam
hoşgeldin oğlum  hoşgeldin
ne açtı yüreğini güzellerin gülican nede beyaz atın yelesindeki sırra erdim

Bir Dost
 

 

 

TÜRKÜZ BİZ


Kıpçak ,Azeri, Özbektir yüce namımız,
Kılıç,kalkan,mızrak yadigar silahımız,
Moskofun diyarında senelerce biz,
Coştuk ,otağ kurduk çadırımız var bizim.


Uzun saçlı aslan yürekli yiğittenik,
Orta Asyanın bozkırlarında dirildik,
İte Anadoludan sesimiz duyurduk,
Fatihlerden Yavuzdan soyumuz var bizim.

Duyulur sesimiz hala Karadenizde,
İdil ,Volga, Tuna yıllarca elimizde,
Bir gün döneceğiz şanla şerefle biz de,


Viyana kapısında izimiz var bizim,
Peygambere verilmiş sözümüz var bizim.


1993 Hamdi CANBAZ