KOMŞU KÖYLERİMİZ

RESİMLERİ

 DEREÇATI ( HANDIRI ) KÖYÜMÜZÜN TARİHÇESİ 

 

             Anadolu’nun fethinden önce köyümüzün yerleşim alanı olarak kullanıldığına dair gerek etnoğrafik gerekse arkeolojik bir bulguya rastlanılmamıştır. 1082 yılında Çankırı’nın fethedilmesinden sonra Emir Karatekin döneminde bir uç köyü olarak kurulmuştur.

          Düşman saldırılarından Çankırı’yı korumak için o dönemde İlimiz genelinde dört adet  uç köyü kurulmuştur. Handırı da bu köylerin en önemlilerindendir.  

Köyün ilk adının  “Handeri” olduğu  582 Numaralı ve Anadolu Evvel adlı defterin 215 sahife 149 sırada mukayyet (kayıtlı)  Şeyh Mehdi Bin Hamid bin Şaban’ ın Altı yüz yetmiş tarihli (1271) Arabca tercemesinden anlaşılmaktadır. Bu Vakıf defterinde köyümüzden şu şekilde bahsedilmektedir. “Üçüncü köye Handeri köyü namı verilir, bunun birinci sınırı, uluyola, ikinci sınırı, oradan yağlılaşa, sonra oradan ılıselek  hududuna, üçüncü sınırı uruvaygezine, sonra oradan Müş Gölüne, dördüncü sınırı oradan yaylak mirlevad tabir edilen mahalle müntehidir. Bu surette bu köy vakıf oldu.”

Ayrıca Handeri köyünün bir vakıf olduğu da bu tabirlerden anlaşılmaktadır.

Halk arasındaki yaygın kanıya  göre Çankırı dan  Handeri köyüne kadar 13 değirmen vakıf arazisinde kurulmuş bunların sadece 6 tanesi köyümüz sınırları içindedir. Şu anda bu değirmenlerin kalıntıları bulunmaktadır.

Vakıf arazisi olan köyümüz daha sonra Vakıf arazisi olmaktan çıkarılarak köy halkının tasarrufuna verilmiştir.

Köyümüzün ilk adı “ Handeri ” dir. Daha sonra “ Handırı “ ve  ” Dereçatı ” adını almıştır. Dereçatı ismi halen kullanılmaktadır.  

Çanakkale ve Kurtuluş savaşlarında Çankırı İli ve Köyümüz İnebolu –Ankara arasında irtibatı sağlamış, cepheye mühimmat nakli gibi  önemli hizmetlerde bulunmuştur. O günün şartlarında eli silah tutan bütün gençlerimiz cephede savaştığından (Edindiğim bilgiye göre 37 kişi savaşa gitmiş 20 kişinin şehit olduğu, 17 kişinin de Gazi olarak geri döndüğü söylenir; ) mühimmat nakli kadınlarımız  ve yaşlı erkekleri  tarafından yapılmıştır.
      Ayrıca Köyümüzde Çalışkan soyadlı Lakaplı Connazların büyük dedelerinin yaptığı  Connaz' ın yolu halk arasında bilinmekte ve  kör kazmayla yol yaptığı söylenmektedir.  Connaz ın yolu ." ALAÇIK " mevkiidedir.
     Köyümüzün Su Değirmenleri; 1-Deliosmanoğullarının değirmeni, 2-Corukgilin değirmeni, 3-Çilahmetgilin değirmeni, 4-Ilgazlı Ahmet Efendinin değirmeni, 5-Katibin değirmeni, 6-Deli Şabanın değirmeni. olduğu söylenmekte ve bu su değirmenlerinden bazıların kalıntıları halen vardır.

   

KÖYÜMÜZ HAKKINDA GENEL BİLGİLER

 

Köyümüz Çankırı’ya 23 km uzaklıkta olup Çankırı’nın Kuzey Batı istikametinde bulunmaktadır. Ormanlık bir araziye sahiptir. Mesire yerleri oldukça boldur. Yazları toplu halde köy halkını kaynaştırmak amacıyla her yıl düzenli olarak şenlikler yapılmaktadır. Şenliklerimize gurbetteki tüm halkımız davetli olup katılımın artmasıyla kaynaşma sağlanmaktadır..

Köyümüzün başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.

Eskiden geçim kaynağı ormancılık olup, ormanlarımızın koruma altına alınmasından sonra tarım ve hayvancılığa yönelinmiştir.

 Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan nüfus sayımında köyümüzün hane sayısın…………olduğu yaşayan nüfusun ise……..olduğu bilinmektedir.

Şu an köyümüz 65  hane olup  200 kişi bil fiil yaşamaktadır .

       Bir zamanlar köyde en çok okuyanın çıktığı köy; Handırı derlerdi. Hem devlet dairelerine yerleşme, hem de dini eğitim alarak hafız olma yönünde okuyanı çok fazla idi.

        Ekonomik şartlardan dolayı köyümüz Çankırı’ya ,Ankara’ya ve İstanbul’a yoğun göç vermiştir.

        Çankırı da ve Ankara da  bulunan  köylülerimizin  kurdukları dernekler köyümüzün kalkınmasında büyük rol oynamaktadırlar. Kendilerine bu desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum.

KAYNAK : Ahmet YAKAR (http:www.handiri.com)

 PAŞA KÖYÜ
   
ANUZA
   
AHLAT
   
ILISILIK
   
YAKADERE(URVAY) KÖYÜNÜN TARİHÇESİ

Köyün kuruluş tarihi kesin olarak bilinmeyip, adını, Oğuz boylarından Uruğ Bey, Çağa Bey ve Doğan Bey isimli kardeşlerden Uruğ Bey isimli zatın buraya yerleşmesinden aldığı söylenmektedir. Uruğ Bey ismi zamanla değişerek "Urvay' şeklini a mistir. Köye ismini veren Uruğ Bey'in diğer kardeşleri Çağa Bey ve Doğan Bey'de yerleştikleri yerlere birer köy kurmuşlar ve bu köyler bugün hala kendi isimleriyle anılmaktadır. Urvay Köyü'nün İsmi son zamanlarda değiştirilmiş ve Yakadere şeklinde anılır olmuştur.
Köy, Yapraklı Dağı'nın güneybatı eteklerinde, bir plato üzerine kurulmuştur. Doğusunda Bugay, güneyinde Balıbıdık, güneybatısında Değim, batısında Paşa, kuzeybatısında Dereçatı köyleri yer alır. Yolları ve ulaşımı müsaittir. Yakın köylere yol bağlantısı vardır. Çankırı'ya 18 km., ilçeye 27 km. uzaklıktadır. Yaz ve kış ulaşıma müsaittir.
1980 nüfus sayımında 58 hanede 300, 1990 nüfus sayımında erkek 116, kadın 115 olmak üzere 231 nüfus tespit edilmiştir. Köyden yüksek oranda göç vardır. En kalabalık ailede birey sayısı 17'dir. Akraba evliliği % 70 dolayındadır.
Köyde imece usulü yaygındır. Söylendiğine göre, köyde daha önceki yıllarda bakır madeni işletilmiş, ancak şimdi madenin derinlerde ve miktarının az olmasından dolayı kapanmaya yüz tutmuştur. Köyde eskiden üç oda varken, şimdi bir oda hizmet vermektedir. Köyün içme suyu yetersiz olup, sulama suyu yoktur.
Köy, geçimini tarım, hayvancılık ve mevsimlik işçilikle sağlamaktadır. Mevsîmlik olarak çalışanlar genelde Çankırı, Ankara, İstanbul ve Antalya'ya gitmektedir. Köy arazisinde 1 'e 15'e kadar verim elde edilebilmektedir. Buğday, arpa, fiğ, mercimek, korunga ekimi yapılır. Meyve olarak elma, armut, erik, ceviz, üzüm, vişne, kiraz, dut, şeftali ve kayısı yetiştirilir. Sebze üretimi çeşitlilik gösterir. Tarım ve hayvan ürünleri nin ihtiyaç fazlası çevreye pazarlanmaktadır.

KAYNAK :
Kenan Emre Akbıyık  ( http://www.yakadere.bulteni.com )

   
YAPRAKLI

Yapraklı’ nın tarihi, Çankırı tarihine paralel bir gelişme göstermiştir. Bu doğrultuda Çankırı ile beraber Yapraklı’ nın da Hititlerden bu yana bir yerleşim yeri olarak kullanıldığı ve sırası ile Frigyalılıar, Persler, Makedonyalılar, Küçük Paphlagonyalılar ve Romalılar’ ın egemenliğine girdiği bilinmektedir. İkizören beldesinde bulunan kubbemsi yapıdaki kaya mezarları Anadolu’ daki Sümerler’in ve Frigyalılar’ın mezar yapılarına uygunluk göstermektedir. Ayrıca Topuzsaray ve çevre köylerde bulunan süs eşyaları ve heykellerin Frigyalılar’ a ait olduğu tespit edilmiştir.

M.Ö. 323 yıllarında Yapraklı’ nın da içerisinde bulunduğu doğusu Kızılırmak, Batısı Filyos ve Bolu Çayları, Kuzeyi Karadeniz, Güneyi Işık, Elden ve Bozkır dağları ile çevrili bölgede Paphlagonya hükümeti kurulmuştur. Daha sonraları Roma İmparatorluğu yönetimine geçen bölge M.S. 395 ‘ te imparatorluğun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma İmparatorluğu yönetiminde kalmıştır.

1071 Malazgirt Savaşından sonra Melik Danişment Ahmet Gazi’ nin emiri olan Karatekin’ e Çankırı ve Kastamonu yöresinin fethi görevi verilmiştir. Bunun üzerine Emir Karatekin ilk defa Aydos dağlarında ordugahını kurup fetih hazırlıklarına başladığında Bizans kuvvetlerinin gelmesiyle kuzeye doğru çekilmiş ve Yapraklı civarında karargah kurmuştur. Böylece Çankırı’ dan da önce Eldivan ve Yapraklı çevresinin feth edildiği anlaşılmaktadır. Emir Karatekin ‘ in ölüm yılı olan 1106 yılana kadar Karatekin’ in yönetiminde kalan bölge birkaç defa Bizanslılar’ın saldırılarına maruz kalmıştır. Son olarak 1132 yılında Bizanslılar’ın eline geçen bölge 1137 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı II. Mesut tarafından yeniden feth- edilmiştir.

1402 yılında Yıldırım Beyazıt’ ın Timur’ a yenilmesiyle bu bölge Candaroğullarının topraklarına katılmıştır. Candaroğullarının Beyi İsfendiyar Bey’in Tosya, Yapraklı, Keskin ve Kalecik’ i içine alan bölgeyi oğlu Kasım Bey’ e vermesiyle Kasım Bey bu bölgede küçük bir beylik kurdu. Daha sonra Kasım Bey’ in Çelebi Mehmed’ in himayesine girmesiyle merkezi Çankırı olan bu beylik 1417 yılından itibaren Osman himayesinde yönetilmeye başladı.
Kasım Beyi’ in 1464 ‘ de ölümü ile Çankırı, Osmanlı yönetim düzeninde Anadolu Eyaletine bağlı bir sancak merkezi oldu. Cumhuriyet dönemine kadar Osman Yönetiminde devam eden Yapraklı başlangıç tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber kaynaklardan edinilen bilgiye göre Osmanlı’ nın sonuna kadar kaza merkezi olarak yönetildi.

Bu konuda Sultan II. Beyazıd’ ın annesi Gülbahar Hatun ‘un 1482 tarihinde Büyük Yayla ve civarını Yapraklı halkının istifadesine yönelik vakfetmesinden sonra Hicri 1290’ lı yıllarda dönemin mutasarrıfı tarafından söz konusu yerin vakfiye amacı dışında değerlendirilmek istenmesi üzerine dönemin padişahının fermanı ile bu müdahalesi bertaraf edilmiş ve bu yerin Gülbahar Hatun’ un vakfıyesine uygun olarak Yapraklı halkının istifadesine bırakılmasına devam edilmesi buyrulmuştur. Bu padişah fermanında Tuht Kazası ifadesi kullanıldığından Miladi 1870’ li yıllarda Yapraklı’ nın kaza merkezi olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca araştırması Ali GÖKMEN’in Yüksek Lisans tezinden alınan bilgiye göre Tuht Kaymakamlığı’ nın Kaza işleri Kangırı Mahkemesinde görülmekte idi. Hicri 1221 ( 1806 ) tarihinde Tuht kaimmakamı Hamizade Es-Seyyid Abdullah Efendi’ nin vefatı ile yerine Koyuncuzade Es-Sayyid Abdullah Efendi atanmıştır. Bu zad daha sonra Kangırı Kaymakamlığını da uhdesine almıştır. Bu bölgede Sadat-ı Kiramın memnuniyetini sağlayarak görevinde kalması hususunda sicil tutulmuştur. Yine aynı kaynağa göre Çankırı sancağı miladi 1803-1808 tarihleri arasında 17 kazaya sahipti. Bu kazalar Kangırı, Tosya, Tuht, Çerkeş, Kargı, Buvara, Karıpazarı, Milan, Koçhisar, Kalecik, Şabanözü, Kurupınarı, Eğin, Boğaz, Kurşunlu ve Karacaviran idi.

Osmanlıların son dönemlerine kadar Yapraklı kazasında çok sayıda medrese vardı Bu medreseler sebebiyle Yapraklı, bölgesinin eğitim-öğretim merkezi konumundaydı. Bu dönemde çok sayıda din ve bilim adamı yetişmiştir. Bu gerçek hala halk arasında kullanılan “ Çok okuyup da Tuht mollası mı olacaksın “ deyişiyle ifade bulunmaktadır. Cumhuriyetin ilanından sonra medreselerin kapatılmasıyla Yapraklı’ nın bu özelliği de yavaş yavaş kaybolmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarında Sübyan Mektepleri açılmış, ilçe merkezinde 1928 yılında iki katlı ilkokul binası ve 1934 yılında köy çocuklarının da okuması için pansiyonlu okul açılmıştır.

Cumhuriyetten sonra Çankırı’ nın müstakil bir vilayet olmasıyla Yapraklı Çankırı' ya bağlı bir nahiye haline gelmiştir. Belediye Teşkilatı 1930 tarih ve 1850 sayılı Belediyeler Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle lağvedilmiştir. Daha sonra 1955 yılında Belediye Teşkilatı yeniden kurulmuştur ve nihayet 3 yıl sonra Yapraklı yeniden İlçe merkezi olmuştur.

KAYNAK: YAPRAKLI KAYMAKAMLIĞI RESMİ WEB SİTESİ : ( http://www.yaprakli.gov.tr/ )