|
KÜLTÜRÜMÜZ, ÖRF VE ADETLERİMİZ
Köyümüzde Türk Milli Kültürü yaşatılmakta olup genel olarak
"kapalı toplum" özelliği görülmektedir. Öyle ki köyümüzde halen köy
odaları bulunmakta, geleneksel Türk misafirperverliğinin en güzel
örnekleri bu köy odalarında sergilenmektedir. Düğünlerde, bayramlarda ve
benzeri milli günlerde halkın birbirleri ile olan münasebetleri,
yıkılmamış bir milli dayanışmanın ender örneklerinden olmaktadır.
Büyüklere saygı, küçüklere sevgi yanında sosyal yardımlaşma halen
yaşanmaktadır.
“Seymen
Alayı” aslından hiçbir şey kaybetmeden güzel bir gelenek olarak
yaşatılmaktadır.
Karşılama ve Uğurlama
Köyümüzün odasının bulunduğu istikametten görülen karşı tepeye UMUT
KAŞI adı verilmektedir. Oda önünde oturan gençlisi, yaşlısı UMUT KAŞI
dediğimiz yerden gelenleri rahatlıkla görebilmektedir. köye gelen misafir
veya yabancı kimseler ise gelenleri oda önünde karşılarlar karşılama ise
sıra ile dizilerek seymenler gibi yaşlısından gencine doğru gelenlere tek
tek hoş geldiniz derler ve gidecekleri yeri bilmiyorlarsa oraya kadar
götürürler yada misafir olarak geldilerse (Muhtara haber verilerek) KÖY
ODA' sına davet ederler ikramda bulunurlar. Giderken ise aynı
düzenle dizilerek tek tek vedalaşarak uğurlarlar ve gidenlere mevsimine
göre hediyeler verilir.
Bayramlaşma;
Sabah namazını ve arkasından bayram namazının kılınması ile başlar:
Köyün yaşlıları imam-ı bayramladıktan sonra hemen sağ tarafına
sıraya geçerler; büyüğü küçüğü ile tek tek bayramlaşırlar köy camii sinde;
sonra imam dua okur ve camide bayramlaşma sona erer. Eş dost büyüklerini
ziyaret etmek için birbirleri ile yarışırlar uzaktan gelenlerle kaynaşır
köyümüz sanki 50 yıl önceki canlılığına buldu köyümüz derler eskiler,
Birde ah geçirirler içlerinden sayarlar tek tek ahirete göç edenleri
gözleri dola dola yad ederler eskileri ve yenileri ile bayram ziyaretleri
birbirini takip eder ziyaret üstüne ziyaret, ziyafet üstüne ziyafet.
Sünnet Düğünleri;
Her ailenin, erkek çocuğu sahibi olduktan sonra ilk telaşı, çocuklarını
sünnet ettirmek, kaygısıdır. Bu hal ve kaygı, İslami bir adet olarak
yaşanmaktadır. Sünnet olacak çocuklar bir hafta önce haberdar edilir ve
sünnet olacak çocuklar olarak topluca sünnet olurlar: Sünnet
bittikten sonra Hocalardan mevlit ve ilahilerle devam eder ve
arkasından toplu pilav ziyafeti verilir. çocuklara hediyeler takılır.
Çankırı'da bulunan köylülerimiz
Çankırı adetlerine göre Düğün Başlangıcı:
Çankırı'da sünnet düğünleri genellikle sonbahar mevsiminde yapılır. Çünkü
bu mevsim, her aile için bir çok telaşın son bulduğu ve her şeyin bol
olduğu bir mevsimdir.
Düğün öncesinde, sünnet olacak çocukları için evlerde birer yatak (Karyola
veya somya) süslü olarak hazırlanır. Çocuk tek ise tek yatak, bir kaç tane
ise bir karyolaya üç dört çocuk yatırılır. Ev, bir bayram yeri gibi
süslenir. Sünnet edilecek çocuk için hazırlanan düğüne, matbu olarak
yapılmış davetiyeler ile eş dost ve akrabalar çağrılır. Davetlilere pilav,
ayran asıl olmak üzere, ailenin durumuna göre yemek ziyafeti verilir.
Yemekten sonra mevlit okutulur, ilahiler söylenir. Çocuklar ise,
alınlarında "maşallah" yazılı ve özel olarak hazırlanmış sünnet elbiseleri
giydirilmiş vaziyette, arabalarla şehirde gezdirilir. Ki bu hal çocuğu
sünnet olmağa iyice alıştırır, ısıtır diye kabul edilmektedir.
Sünnet olacak çocuklar, evde hazır bulunan sünnetçi önüne getirilince,
hafızlar tarafından "aşr-ı şerif" okunur, fatihalar okunur. Bu esnada
çocuk veya çocuklar sünnet edilir.
NİŞAN TÖRENİ;
Oğlan evi tarafından kabul edilerek alınan eşya ve takılar, kız evine
gönderildikten sonra bir Cuma günü nişan yapılır.
Nişan günü, oğlan tarafının kadın ve kızları ile bir de Her iki
tarafın davet edilen kadınları oyun ve eğlencelerini birkaç saat kadar
sürdürdükten sonra, ortaya bir kat elbiselik kumaş serilir. Bu kumaş,
oğlan evi tarafından getirilen ziynet eşyaları ile birlikte, gelin kıza
elbiselik olarak getirilmiştir.
Gelin olacak kız içeriye girince, elebaşılık eden kadınlar "Allah aşkına
maşallah deyiniz, nazar değmesin” diye ihtarda bulunurlar. Gelin kız,
yerde serili kumaşın üzerine gelip ayakta durur. Getirilen yüzük parmağına
takılır. Diğer mücevherler de elbisesi üzerine iliştirilir.
Bunlardan sonra gelin kız, önce oğlan tarafının (annesinden başlamak
üzere) ellerini öper. El öpme sırasında, getirilen özel hediyeler de
takılır.
Şerbet İçilmesi:
Genelde kısmi değişikliğe uğramasına rağmen, şerbet içilmesi de şu şekilde
olur: Kadınlar tarafından nişan töreni yapılmadan bir iki gün evvel
ailenin durumuna göre erkekler tarafından da tören yapılır. Törende dualar
okunur ve şerbetler içilir. Şerbet içme adeti sadece kadınlar arasında
yapılmaktadır ve özellikle "darısı başına olsun" dilekleriyle, genç
kızlara içirilmektedir.
Kadın ve erkekler arasında bu şekilde nişan töreni tamamlandıktan sonra,
kız oğlan tarafına geçmiş sayılırdı ve bugünden başlamak üzere oğlan
anasına gelinlik etmeğe başlardı. Gelinlik etmekten maksat, gelin olan
kızın kaynana ve kayın babasına katiyen yüksek sesle söz söylememesidir.
Mecburi bir durum olursa, çok hafif bir sesle konuşabilmesiydi.
Gelin kız her nerede oğlan tarafından bir kadınla karşılaşsa, onların
ellerini öper. Yanlarında hiç kimseyle konuşup eğlenemez..
Düğünler;
Düğünlerde İlk Teşebbüs:
Evlenme çağına gelen Köyümüz delikanlının anası, oğlu için aradığı münasip
gelin adayını bulunca, bu durumu kocasına iletir. Bugün de aynı durum
geçerli olmakla birlikte, daha çok oğlan bulduğu kızı anasına, anası da
kocasına anlatmaktadır. Bunun üzerine, kızın kendisi ve ailesi hakkında
lüzumlu araştırmalar yapılır, bilgiler toplanır. Kız, yapılan araştırmalar
neticesinde ahlaken, bilgi ve beceriklilik bakımından münasip görülürse
dünürlüğe karar verilir. Köy ve kasabalarda bu durum geçerli ise de, şehir
merkezinde kız ve oğlanın tanışarak anlaşarak evlenmelerine daha sık
rastlanmaktadır.
Daha sonra, araya bir aracı konarak kızın anasına haber verilir. Kız anası
da kocasına söyler, ağabeyi varsa onun da görüşü alınır, durum oğlan
tarafına haber verilir. Bunun üzerine, kız tarafı ilk olarak normal bir
masrafla alınabilecek takı ve eşyaların listesini oğlan tarafına duyurur.
Eskiden bu listede beş adet beşibiryerde kulplu altın, iki çift elmas
küpe, iki elmas yüzük, iki elmas iğne, iki çift gümüş nalın, iki gümüş
kemer, iki kaftan, iki Bağdat dokuması ipek çarşaf, iki hamam takımı, iki
çift tekellif yer almakta idiyse de, bugün bunların çoğu
istenmemektedir. İstenilenler sadece nişan yüzüğü, bilezik ve kolye ile
altın zincir gibi takılar ve eşyalar olmaktadır. Diğer istekler, daha
sonra belirlenmektedir. İstekler, oğlanın ailesi tarafından da kabul
edilmişse söz kesilmiş demektir.
Günümüz köy düğünleri çok önemli değişikliklere uğratılmamış düğün
adetleri hakkında derli toplu bilgileri düğün adetlerinin şekli ile
yer yer mukayese ederek sunacağız. Aslında elli sene önce kaydedilen düğün
adetleri ile bugünün Köyümüzde yaşayan adetler, genel hatları ile
birbirlerinin aynısıdır. Lakin, bilhassa para yönü ağır basan ve aşırı
masrafı gerektiren motiflerin, zaruri olarak terkedilmiş olduğu da bir
gerçektir.
Nikah Akdinin yapılması
İmam oğlanın vekiline hitaben üç defa:"-Allah'ın emriyle, Peygamberin
kavliyle, filanın kızı filan hanımı, kendi tarafından vekaleten filan
efendiye asaleten alıverdin mi?..." diye sorardı. Oğlanın vekili ise
"Alıverdim" diye cevap verirdi. İmam efendi de, bunun üzerine "Ben de akdi
nikah eyledim." deyip elini açar ve uzunca bir dua okur
Daha sonra orada bulunanlara şerbet verilir, artan şerbet de uygun görülen
yerlere gönderilirdi. Kız tarafı da bir tepsi baklava ve hediye ile
karşılıkta bulunurdu. Kurban bayramlarında arife günü kız evine
hediyeler gönderir.
İmam Nikahı:
Dini nikah da denilen imam nikahı, ya resmi nikahtan
hemen önce yapılır.
Baş Donanma:
Bu adet, eskiden daha teferruatlı ve geniş bir şekilde yapılmakta iken,
bugün tam olarak uygulanamamaktadır. Öyle ki, ekonomik durumu yerinde
olmayan aileler, külfetli olduğu için her yönüyle mükemmel ve geleneklere
göreneklere uygun bir düğün yapamadığı gibi, durumu yerinde olan zenginler
ise, düğünlerini balolarla yapmayı tercih eder olmuşlardır.
Günümüzde Başdonanma genel olarak Yaran Sohbetleri'ndeki şenlik vb.
oyunlarla renklendirilen bir hal almıştır. Bu da her yıl kış mevsiminde
yapılması gereken ama çeşitli sebeplerden dolayı ihmal edilen Yaran
Sohbetleri'ne, yeni nesillerin özleminden kaynaklanıyor olsa gerek...
Oğlan evinde baş donanması yapılırken, kız evinde de kına yakılır.
Kına Yakma:
Oğlan evinde baş donanma yapıldığı saatlerde kız evinde kına yakılma şöyle
olur: Kız evi yakınları yatsı namazından evvel gelerek kız evinin büyük
olan odasında belli bir yere otururlar. Oğlan evi tarafından gelenler ise
ayrı oturur. Defçi kadınlarla birlikte türkü söyleyenler de bulunur.
Yatsı vakti sonunda oğlan tarafından olan kadınlar, oğlan evinde toplanır.
Toplu halde kız evine giderler. Oğlan tarafından giden kadınlar, çok süslü
giyinmeye itina gösterirler. Bu kadınlardan ikisi, ellerinde tepsiler
içinde her çeşit kuru yemiş ile birlikte kınayı da götürürler.
Oyunlar oynandıktan, çerezler yendikten sonra yaşlı ve becerikli kadınlar,
dua ve ilahiler okuyarak, gelini evin ortasına oturturlar ve törenle
kınasını yakarlar. Daha sonra oğlan evinden gelen kadınlar evlerine
giderler. Kız evinde kalan gelin kızın arkadaşları, ona arkadaşlık ederek
sohbet ederler.
Gelin Çıkarma:
Kuşak Bağlama:
Gelin, babası evinden çıkarken, avluda en yakın akrabalar ve bir de hoca
bulunurdu. Gelini avlu ortasına dikerler, en yakın akrabasından ve
zenginlerden birisi, gelinin beline bir kuşak veya gümüş kemer bağlardı,
gelinin beline kuşak bağlayan kişi, kendi kesesine göre, gelinin cebine
para da koyardı. Orada bulunan hoca dua eder, duasından sonra gelin orada
bulunanların elini öperdi. Gelin, bineceği ata (veya arabaya) kadar iki
tarafına kilimler gerilerek, kimseye gösterilmeden götürülürdü. Gelin, en
yakın ve yaşlı akrabasından iki hanımla birlikte arabasına biner, diğer
arabalara da diğer kadınlar binerlerdi. Gelin tarafının çeyizi, oğlan
tarafının hazırladığı çeyizle aynı kıymette olurdu. Her iki tarafın
çeyizlerinin yüklenmesi için
Yastık Götürmek:
Gelin çeyizi yükletildiği ve gelin alayı hareket ettiği sırada gençlerden
birisi bir köşe yastığını kaçırıp hamama götürürdü. Güveyi, yastığı
götüren gence bahşiş verir ki, bu bahşiş gelinin evden çıkartıldığı, ve
yola koyulduğu haberinin bahşişidir.
Alay geçerken önlerine ipler gerilir ve düğün sahibinden bahşişler alınır.
Bu şekilde gelin, yeni evine getirilir. Oğlan evinin büyükleri ve yakın
akrabaları yanlarında bir imam ile evin önünde beklerler. Gelin eve
girince dua edilir. Gelin, önce kayınbabasının ve büyüklerinin ellerini
öper, kayınbabası ve akrabaları, gelinin başına kuru yemişle karışık bozuk
para serperler.
Güveyi Tepesi :
Ziyaretler;
Hasta Ziyareti;
Kabri Ziyareti;
Tek tek yapıldığı gibi Arife günleri de topluca kabir ziyareti
gerçekleştirilir
Arife günleri ikindi namazını müteakiben köyde bulunan camii imamı,
hocalar ve mezarda yakınları bulunan halk eşliğinde mezarlığa toplu olarak
ziyarete giderler mezarlığın kenarında erkekler toplanarak
kıbleye dönerek imam ve hocaların okuduğu dualardan sonra herkes
yakınlarının(Mezarlarının) başlarına geçerler ve dualar okunur. Af ve
Mağfiret isterler
|