Çankırı Merkez Handırı Köyü- köy sevdam

Site Haritası
Web Yarışması 2.si

 Yarışan Site Handırı

Çankırı Araştırmalar Sitesi tarafından yapılan Çankırı Köyler arası web yarışmasında www.handiri.com web sitem 2.lik ödülü almıştır.

Çansaati.org Yönetimine Teşekkür Ederim.

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam49
Toplam Ziyaret112177
Yönetici
e-posta giriş

hamide canbaz

hamide canbaz
hamdicanbaz@gmail.com
ÖRTMENİM, “ÖRTMENLER GÜNÜN KUTLU OLSUN”
22/01/2014

ÖRTMENİM, “ÖRTMENLER GÜNÜN KUTLU OLSUN”

 Minicik bir çocuğun dilinden bana söylenen ilk “öğretmenim” sözü döküldüğünden bu yana on yedi sene geçti. Anadolu’nun bir köy okulunda başladım güzel bir o kadar da meşakkatli ve vebal taşıyan mesleğime.

 İlkokul zamanlarında en meşhur sorudur  “Büyüyünce ne olacaksın?” Bu soruya arkadaşlarım doktor, polis, hemşire, avukat diye cevap verdikleri zaman ben boynumu bükerek “öğretmen olacağım” derdim. Öğretmen olmanın ne demek olduğunu bilmediğim zamanlarda bile ben hep “öğretmen olacağım” diye cevap verirdim.Bu meslek, ailem tarafından bana seçilen ve benim üzerime yüklenen ağır bir yüktü çünkü. Neydi bu yükün sebebi? Çoçukluk yıllarımda anlayamamıştım fakat aklım ermeye başladığı zaman bana verilen görevin içeriğini daha iyi anlamıştım. Bu meslek, halamdan bana miras kalmıştı çünkü.

 Aile büyüklerimin anlattığına göre, 1964 yılının bir sonbahar gününde tayini çıktığı köye doğru yol alırken sevinci gözler okunuyormuş.Kuş uçmaz kervan geçmez yolları aşarken bile mutluluğunu hiç kaybetmemiş.18 yaşında idealleri olan ve içinde bu idealleri gerçekleştireceği umudu varmış.

 Bu köyde üç yıl çalıştıktan sonra şehir merkezine tayini çıktığında pekte mutlu olamamış. Çünkü köy insanı ve öğrencilerini çok sevmiş.Nasip olmuş evlenmiş iki çocuğu ve eşiyle mutlu yaşarken her şey onun için tersine dönmüş birden.Kanser olduğu haberi bir anda herkesi perişan etmiş. Gencecik bir fidanken bu illet hastalık alıp koparmış onu öğrencilerinden,eşinden dostundan ve minicik evlatlarından.

 Halam, 14 Nisan 1974 yılında aramızdan ayrıldığında daha 26 yaşındaymış. Ölümünden bir yıl sonra ben dünyaya gelmişim. Halamın adı ben de yaşayacaktı, üstelik ölüm tarihi nüfus cüzdanımda benin doğum tarihim olarak yazılmıştı. Benim doğum günlerim evde hep bir hüzün havasında geçerdi. Halamın adından dolayı babaannem bana sürekli “halan gibi öğretmen olacak kızım” diye söylerdi. Evet ben öğretmen olacaktım ama bu mesleği gerçekten istiyor muydum? Hiç kimse bana sormuyordu zaten.

 Yıllar sonra halamın gittiği gibi bir köy okuluna giderken öyle gözlerimden sevincim okunuyor muydu, bilmiyorum ama günler sonra “24 Kasım Öğretmenler Günü” geldiğinde sınıfın en sevimli öğrencisi elindeki bir elmayı kazağına sürüp “örtmenim, örtmenler günün kutlu olsun” diye uzatırken çocuğun gözündeki ışığı gördüğüm zaman anlamıştım bu meslek özel bir meslekti. Herkese nasip olmayan duru bir sevgi vardı çocukların içinde.

 Yıllar sonra yedi yaşında annesinden ayrı yatılı okumak zorunda kalan öğrencimin kapıma gelip”ellerim üşüyor öğretmenim” derken çaresizliğini benimle paylaştığı anda mesleğime bir kez daha bağlandığımı. Okumaya geçen öğrencilerimle yeniden okumayı öğrenmiş gibi sevindiğimi. “Tel” diye okuması gereken kelimeyi ezberleyip aklına gelmeyince “kablo” diye söylemesinde ki saflığı, süt dişi çıkınca ailesinden önce bize gösteren çocukları, kucağımda hastaneye götürürken ateşler içinde yanan bir öğrenciyi bağrıma bastığım da ben de oluşan şefkati, ayakkabısı delinmiş diye ayakkabı aldığım öğrencimin çorabının deliğini görmemem için ayakkabıyı elimden aldığı gibi başka tarafta giyerken bana yaşattığı insani duyguları, çocuklarda ki saflığı ve güzelliği görmeyi herhalde başka hiçbir meslek bizlere tattıramaz.

 Mesleğe ilk başladığım zamanlarda “acaba başka meslek seçseydim?” dediğim zamanlar olmadı değil, ancak mezun ettiğim öğrencilerim beni ziyarete geldikleri zaman hakim, öğretmen, polis, bankacı olduğunu söylediklerinde, benim zaten bir sürü mesleğimin olduğunu gördüm .Okuttuğum öğrencilerimin sahibi olduğu tüm mesleklere sahiptim zaten.

 Şimdi Ankara’da mesleğime devam ederken belki ilk gün olmayan ama şimdi halamın yaktığı ve yarım bırakmak zorunda kaldığı meşaleyi söndürmeden devam ettiren,
hatıralarında köy öğretmenliğinin güzelliğini yaşatan bir öğretmen olarak iyi ki öğretmen olmuşum iyi ki bir çok mesleğe sahibim diyorum.

Saygılarımla

Hamide CANBAZ (YAKAR)



Paylaş | | Yorum Yaz
3589 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

DUVARDAKİ KUŞLAR - 11/02/2013
Tatil Yaklaşırken - 31/05/2012

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın